Aile Hukuku

Antalya Boşanma Avukatı

Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davalarında danışmanlık ve dava takibi

  • 16 dkokuma
  • 15bölüm
  • 45kanun maddesi

Boşanma; yalnızca evliliğin sona ermesini değil, çoğu zaman çocukların velayetini, nafakayı, tazminatı ve evlilik süresince edinilen malların paylaşımını da kapsayan bir süreçtir. Bu konuların her biri ayrı kurallara tabidir ve bir kısmı için kanunda belirli süreler öngörülmüştür. Sürecin başında verilen kararlar, boşanmadan sonraki yılları da doğrudan etkileyebilir.

Öztürk Avukatlık Bürosu, Antalya Muratpaşa’daki ofisinden Antalya’nın tüm ilçelerindeki müvekkillerine boşanma sürecinin her aşamasında danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir. Bu sayfada boşanmaya ilişkin temel kuralları, Türk Medeni Kanunu’ndaki ilgili maddelere bağlantı vererek genel hatlarıyla bulabilirsiniz. Her dosyanın koşulları farklıdır; size uygun yol, olayınızın ayrıntıları değerlendirildikten sonra belirlenir.

Boşanma Sürecinde Neler Yapıyoruz?

Ön Değerlendirme

İlk görüşmede evliliğin süresi, tarafların anlaşma durumu, çocuklar, gelir durumu ve mal varlığı gibi konuları birlikte ele alıyor; anlaşmalı mı çekişmeli mi bir yol izlenebileceğini ve hangi taleplerin gündeme gelebileceğini değerlendiriyoruz.

Protokol ve Dilekçeler

Anlaşmalı boşanmada velayet, kişisel ilişki, nafaka, tazminat ve mal paylaşımını düzenleyen protokolü; çekişmeli boşanmada ise dava ve cevap dilekçelerini, dayanılan boşanma sebebine ve delillere uygun şekilde hazırlıyoruz.

Duruşmalar ve Deliller

Aile mahkemesindeki duruşmalarda müvekkilimizi temsil ediyor, tanık ve belge gibi delillerin zamanında ve usulüne uygun sunulmasını takip ediyoruz.

Geçici Önlemler

Dava sürerken barınma, geçim ve çocukların bakımına ilişkin geçici önlemlerin (TMK m. 169) talep edilmesi ve takibi sürecin önemli bir parçasıdır.

Kanun Yolları

Mahkeme kararına karşı kanun yollarına başvurulması gerekip gerekmediğini değerlendiriyor, gerekli başvuruları süresi içinde yapıyoruz.

Karar Sonrası Süreçler

Boşanmadan sonra nafakanın artırılması veya azaltılması (TMK m. 176) ve değişen durumlar nedeniyle velayet düzenlemesinin yeniden ele alınması (TMK m. 183) gibi taleplerde de destek veriyoruz.

Anlaşmalı Boşanma

Anlaşmalı boşanma, Türk Medeni Kanunu’nda ayrı bir boşanma sebebi olarak değil, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ilişkin TMK m. 166’nın üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Kanuna göre aşağıdaki şartlar birlikte gerçekleştiğinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır:

  • Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır.
  • Eşler mahkemeye birlikte başvurmalı ya da bir eşin açtığı davayı diğer eş kabul etmelidir.
  • Hâkim, tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmelidir.
  • Hâkim, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında tarafların kabul ettiği düzenlemeyi uygun bulmalıdır.

Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu düzenlemede gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; değişikliklerin taraflarca kabulü hâlinde boşanmaya karar verilir. Ayrıca boşanmanın ferî sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz (TMK m. 184). Bu nedenle protokolün açık, eksiksiz ve uygulanabilir şekilde hazırlanması önem taşır.

Protokolde genellikle şu konular düzenlenir: çocukların velayeti ve diğer eşle kişisel ilişki, çocuklar için ödenecek iştirak nafakası, eşler arasında yoksulluk nafakası talep edilip edilmediği, maddi ve manevi tazminat, ev eşyası ve evlilik süresince edinilen malların paylaşımı.

Anlaşmalı boşanma davası hakkındaki ayrıntılı makalemizi okuyun ›

Çekişmeli Boşanma

Eşlerin boşanmanın kendisi veya sonuçları (velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı gibi) konusunda anlaşamadığı durumlarda dava, kanunda sayılan boşanma sebeplerinden birine dayanılarak açılır. Bu davalarda tarafların iddiaları, sunulan deliller çerçevesinde mahkemece incelenir ve kusur durumu nafaka ile tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde önem kazanır.

Uygulamada en sık dayanılan sebep, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır (TMK m. 166). Kanuna göre davacının kusuru daha ağır ise davalı davaya itiraz edebilir; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve ortak hayatın sürdürülmesinde davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Boşanma davalarında yargılamanın bazı özel kuralları vardır (TMK m. 184): tarafların ikrarları hâkimi bağlamaz, hâkim delilleri serbestçe takdir eder ve boşanma sebebini oluşturan olgular hakkında taraflara yemin öneremez. Taraflardan birinin istemi üzerine duruşmalar gizli yapılabilir.

Çekişmeli boşanma davası hakkındaki ayrıntılı makalemizi okuyun ›

Kanundaki Boşanma Sebepleri

Zina

Eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir. Dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde beş yıl geçmekle düşer; affeden eşin dava hakkı yoktur (TMK m. 161).

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış

Eşin hayatına kastedilmesi, kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı davranışta bulunulması boşanma sebebidir. Zinadaki altı ay / beş yıllık süreler ve affetme kuralı burada da geçerlidir (TMK m. 162).

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme

Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu nedenle onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman dava açabilir (TMK m. 163).

Terk

Eşlerden biri evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini terk ederse; ayrılık en az altı ay sürmüş ve hâkim ya da noter aracılığıyla yapılan ihtar sonuçsuz kalmışsa terk sebebiyle dava açılabilir (TMK m. 164).

Akıl Hastalığı

Eşlerden birinin akıl hastalığı nedeniyle ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelmişse ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmişse boşanma davası açılabilir (TMK m. 165).

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması

Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Anlaşmalı boşanma ve daha önce reddedilmiş bir boşanma davasından sonra ortak hayatın yeniden kurulamaması da bu madde içinde düzenlenmiştir (TMK m. 166).

Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma yerine ayrılık da isteyebilir (TMK m. 167). Yalnızca ayrılık istenmişse boşanmaya karar verilemez; boşanma istenmişse ortak hayatın yeniden kurulma olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir (TMK m. 170). Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir (TMK m. 171).

Boşanmanın Sonuçları

Velayet ve Kişisel İlişki

Mahkeme boşanmaya karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra ana ve babanın haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini düzenler (TMK m. 182). Bir eşin yeniden evlenmesi, başka yere gitmesi veya ölümü gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, kendiliğinden ya da ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır (TMK m. 183).

Velayet davası rehberi ›

Nafaka

Dava süresince hâkim, eşlerin geçimi ve çocukların bakımı için geçici önlemler alır (TMK m. 169). Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebilir; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK m. 175). Velayeti kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılır (TMK m. 182).

Nafaka davası rehberi ›

Maddi ve Manevi Tazminat

Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat; boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise kusurlu taraftan manevi tazminat isteyebilir (TMK m. 174). Maddi tazminat ve yoksulluk nafakası toptan veya irat biçiminde ödenebilir; manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez (TMK m. 176).

Mal Rejimi

Eşler arasında, aksi bir mal rejimi sözleşmesi yapılmamışsa, yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m. 202). Boşanmayla birlikte evlilik süresince edinilen malların tasfiyesine ilişkin talepler de gündeme gelebilir.

Soyadı

Boşanan kadın, evlilik sırasında edindiği kişisel durumunu korur; ancak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Kadın, kocasının soyadını kullanmakta menfaati olduğunu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceğini ispat ederse, hâkim bu soyadını kullanmasına izin verebilir (TMK m. 173).

Bekleme Süresi ve Zamanaşımı

Kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe evlenemez; bu süre doğumla sona erer ve mahkeme belirli hâllerde süreyi kaldırabilir (TMK m. 132). Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları ise boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 178).

Boşanma Davası Nasıl İlerler?

  1. Dava açılması: Anlaşmalı boşanmada eşler birlikte başvurur ya da bir eşin açtığı dava diğerince kabul edilir. Çekişmeli boşanmada dava dilekçesinde dayanılan boşanma sebebi, talepler ve deliller gösterilir.
  2. Geçici önlemler: Dava açılınca hâkim, dava süresince gerekli olan geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m. 169).
  3. Dilekçeler ve ön inceleme: Çekişmeli davalarda tarafların karşılıklı dilekçeleri ve mahkemenin ön incelemesiyle uyuşmazlık konuları belirlenir.
  4. Delillerin incelenmesi: Tanıklar dinlenir, belgeler incelenir; gerektiğinde çocuklarla ilgili uzman raporları alınabilir. Hâkim delilleri serbestçe takdir eder (TMK m. 184).
  5. Karar: Mahkeme boşanma veya ayrılık talebi ile birlikte velayet, nafaka, tazminat gibi fer’î sonuçlar hakkında karar verir.
  6. Kanun yolları ve kesinleşme: Karara karşı kanun yollarına başvurulabilir. Boşanmanın sonuçlarına ilişkin bazı süreler, kararın kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlar (TMK m. 178).

Anlaşmalı boşanma davaları, şartları tam olarak sağlandığında genellikle çekişmeli davalara göre daha kısa sürede sonuçlanır. Çekişmeli davaların süresi ise delil durumuna, tanık sayısına ve mahkemenin iş yüküne göre değişir.

Mal Paylaşımı: Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesi

Boşanmada en çok merak edilen konulardan biri, evlilik süresince edinilen malların nasıl paylaşılacağıdır. Eşler aralarında başka bir mal rejimi sözleşmesi yapmamışlarsa edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m. 202). Bu rejimde malvarlığı, her eş için “edinilmiş mallar” ve “kişisel mallar” olarak ikiye ayrılır.

Edinilmiş Mallar

Her eşin mal rejimi devam ederken karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Çalışmanın karşılığı olan edinimler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler bu gruptadır (TMK m. 219).

Kişisel Mallar

Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, mal rejiminin başlangıcında o eşe ait olan veya sonradan miras ya da bağış gibi karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen değerler, manevi tazminat alacakları ve bunların yerine geçen değerler kanun gereği kişisel maldır (TMK m. 220).

Hangi Tarih Esas Alınır?

Boşanma kararı verilmesi hâlinde mal rejimi, dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m. 225). Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar ise tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır (TMK m. 235).

Artık Değerin Yarısı

Her eş, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir ve alacaklar takas edilir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir (TMK m. 236).

Eşlerden biri, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur (TMK m. 227). Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir; derhâl ödeme borçlu eş için ciddi güçlük doğuracaksa ödemenin uygun bir süre ertelenmesi istenebilir (TMK m. 239). Mal rejiminin tasfiyesi, boşanma davasından ayrı bir dava konusu olabildiğinden, hangi taleplerin hangi davada ileri sürüleceği sürecin başında planlanmalıdır.

Aile Konutu ve Ayrı Yaşama Hakkı

Boşanma süreci başladığında ailenin yaşadığı ev çoğu zaman en hassas konudur. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Aile konutu olarak özgülenen taşınmazın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Aile konutu kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş kiraya verene yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir (TMK m. 194).

Boşanma davası açılmadan önce de eşlerin korunmasına ilişkin imkânlar vardır. Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve malların yönetimine ilişkin önlemleri alır; ergin olmayan çocuklar için de gereken önlemler alınır (TMK m. 197).

Çocuklar: İştirak Nafakası ve Kişisel İlişki

Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır (TMK m. 327). Bu bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam eder; çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi sürüyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür (TMK m. 328). Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir (TMK m. 329).

Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir ve her ay peşin olarak ödenir (TMK m. 330). Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır (TMK m. 331). Bu nedenle boşanma kararında belirlenen nafaka, tarafların veya çocuğun koşulları önemli ölçüde değiştiğinde yeniden gündeme gelebilir.

Velayet kendisine verilmeyen ana veya baba, çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir (TMK m. 323). Ana ve babadan her biri, diğerinin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınmakla yükümlüdür. Velayet kendisine bırakılan ana veya baba kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir ve bu husus kişisel ilişki kararında taraflara ihtar edilir (TMK m. 324).

Şiddet Durumunda Koruma Tedbirleri

Evlilik içinde şiddet veya şiddet tehlikesi varsa, boşanma davasını beklemeden 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma talep edilebilir. Kanun; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların ve aile bireylerinin korunmasını amaçlar (6284 sayılı Kanun m. 1). Hâkim, şiddet uygulayan hakkında şiddet tehdidi, hakaret veya aşağılayıcı davranışlarda bulunmaması, müşterek konuttan derhâl uzaklaştırılması ve konutun korunan kişiye tahsisi, korunan kişiye ve bulunduğu yerlere yaklaşmaması gibi önleyici tedbirlere karar verebilir (6284 sayılı Kanun m. 5).

Tedbir kararı ilgilinin talebi, Bakanlık veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülki amirden veya kolluk biriminden istenebilir. Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz; tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir (6284 sayılı Kanun m. 8). Acil durumlarda öncelik her zaman güvenliğin sağlanmasıdır.

Yabancı Uyruklu Eşler ve Yurt Dışında Verilen Boşanma Kararları

Antalya’da yaşayan çok sayıda yabancı uyruklu kişi ve karma evlilik bulunduğundan, boşanmaya hangi ülke hukukunun uygulanacağı sık sorulan bir konudur. Boşanma ve ayrılık sebepleri ile hükümleri eşlerin müşterek millî hukukuna tabidir; taraflar ayrı vatandaşlıktaysa müşterek mutad mesken hukuku, bu da yoksa Türk hukuku uygulanır. Boşanmış eşler arasındaki nafaka talepleri ve boşanmada velayet de aynı kurala tabidir; geçici tedbir taleplerine ise Türk hukuku uygulanır (MÖHUK m. 14).

Yurt dışında verilmiş bir boşanma kararının Türkiye’de sonuç doğurması için iki yol vardır. Kanunda sayılan şartlar varsa yabancı boşanma kararı, tarafların birlikte başvurusuyla veya kanunda belirtilen hâllerde Türk vatandaşı tarafın tek başına başvurusuyla nüfus kütüğüne idari yoldan tescil edilebilir (Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A). Bu yolla tescil edilemeyen kararlar ise mahkemede açılacak tanıma davası ile Türkiye’de kesin hüküm etkisi kazanır; tanıma, yabancı ilamın kanundaki tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır (MÖHUK m. 58, MÖHUK m. 54).

Antalya’da Boşanma Davası: Görevli ve Yetkili Mahkeme

Boşanma davaları, Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin hükümlerinden doğan dava ve işlere bakmakla görevli olan aile mahkemesinde görülür (4787 sayılı Kanun m. 4). Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168). Bu kural sayesinde eşlerden biri başka bir şehre taşınmış olsa bile, diğer eş kendi yerleşim yerinde dava açabilir.

Antalya merkezde, Kepez, Konyaaltı, Aksu ve Döşemealtı’nda olduğu kadar Alanya, Manavgat, Serik, Kemer, Kaş ve diğer ilçelerde yaşayan müvekkillerimizin dosyalarını da Muratpaşa’daki büromuzdan takip ediyoruz. Hizmet verdiğimiz bölgeler için hizmet verdiğimiz ilçeler sayfasına göz atabilir, Antalya dışındaysanız online danışmanlık talep edebilirsiniz.

Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Sürelere Dikkat

Zina ve hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebeplerine dayanan dava hakları altı ay / beş yıllık süreler geçince düşer (TMK m. 161, TMK m. 162). Boşanmadan doğan talepler için de kesinleşmeden itibaren işleyen bir yıllık zamanaşımı vardır (TMK m. 178).

Affetme

Zina ve hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebeplerinde affeden eşin dava hakkı yoktur (TMK m. 161, TMK m. 162). Olaylardan sonraki davranışlar bu açıdan değerlendirilebileceğinden süreç başında hukuki görüş almak faydalıdır.

Protokolün Kapsamı

Anlaşmalı boşanmada protokolde düzenlenmeyen konular sonradan ayrı uyuşmazlıklara yol açabilir. Velayet, kişisel ilişki, nafaka, tazminat ve mal paylaşımının açıkça yazılması önemlidir.

Çocukların Menfaati

Velayet ve kişisel ilişkiye dair düzenlemelerde mahkeme çocukların menfaatini gözetir; anlaşmalı boşanmada bile hâkim, çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulmadıkça boşanmaya karar vermez (TMK m. 166).

Sık sorulan sorular

Sıkça Sorulan Sorular

Türk Medeni Kanunu m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Bir yıldan kısa süren evliliklerde anlaşmalı boşanma hükmü uygulanmaz; kanundaki diğer boşanma sebeplerinden birinin bulunması hâlinde dava açılabilir.

İlgili Makale: Anlaşmalı Boşanma Davası Nedir? Nasıl Açılır?

Hâkim, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında tarafların kabul ettiği düzenlemeyi uygun bulmalıdır. TMK m. 166/3 uyarınca hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini dikkate alarak bu düzenlemede gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; bu değişikliklerin taraflarca kabul edilmesi hâlinde boşanmaya karar verilir.

TMK m. 168 uyarınca boşanma davası, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde veya eşlerin davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir. Bu nedenle eşlerden biri Antalya’da yaşıyorsa dava Antalya’da açılabilir.

Evet. TMK m. 169 uyarınca boşanma davası açılınca hâkim, dava süresince gerekli olan; özellikle eşlerin barınması, geçimi, eşlerin mallarının yönetimi ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır.

İlgili Makale: Nafaka Davası Nedir? Nasıl Açılır?

Evet. Zina (TMK m. 161) ile hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162) sebebine dayanan dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde sebebin doğumundan itibaren beş yıl geçmekle düşer. Bu sebeplerde affeden eşin dava hakkı yoktur.

TMK m. 178 uyarınca evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu nedenle bu taleplerin süresi içinde ileri sürülmesi önemlidir.

TMK m. 176 uyarınca irat biçiminde ödenen nafaka, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde artırılabilir veya azaltılabilir. Alacaklı tarafın yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde irat kendiliğinden kalkar.

İlk görüşme online danışmanlık hizmetimiz üzerinden video veya telefonla yapılabilir. Dosyanın Antalya’da açılıp açılamayacağı, TMK m. 168’deki yetki kuralına göre ayrıca değerlendirilir.

TMK m. 220 uyarınca mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olan malvarlığı değerleri ile sonradan miras veya bağış gibi karşılıksız yollarla edinilenler kişisel maldır ve katılma alacağının hesabında edinilmiş mal olarak paylaşılmaz. Ancak diğer eş bu malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunmuşsa TMK m. 227’ye göre değer artış payı isteyebilir.

Yabancı boşanma kararı, Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A’daki şartları taşıyorsa nüfus kütüğüne idari yoldan tescil edilebilir. Bu şartlar sağlanmıyorsa veya tescil talebi reddedilmişse karar, MÖHUK m. 58 uyarınca açılacak tanıma davasıyla Türkiye’de sonuç doğurur.

Hukuki destek

Dosyanızı birlikte değerlendirelim

Bize 0534 340 95 40 numarasından ulaşabilir, Muratpaşa’daki büromuzu randevu alarak ziyaret edebilir veya online danışmanlık talep edebilirsiniz.